Kadim Şehrin Vahim Kaderi

Trabzon, Türkiye’nin en eski ve tarihi bakımdan zengin şehirlerinden birisidir. Şehrin tarihi milattan önceye kadar dayanır. Sözlü ve yazılı anlatının dışında, mimari olarak da bu tarihi gerçekliğin kalıntılarını görmemiz mümkündür. Özellikle Ortahisar ilçesinde tarihin yansımaları ve çağların kalıntılarını katman katman işlenmiştir. Şehrin ismi yıllar boyunca değişiklere uğrasa da, çok ciddi bir farklılık oluşmamıştır. Yazılı kaynaklarda ise ilk olarak Yunan Komutan Kesnophon, “Trapezos” adını kullanıyor meşhur kitabı Anabasis’de. Ve o an başlıyor kadim şehrin öyküsü. On binlerin kurtuluşunun hikayesiyle adı tarihe yazılıyor ve hikayenin en önemli noktalarından birisi oluyor Trabzon. Sonrasında ise şehir önemi hiç kaybetmiyor.

Trabzon, tarihin dönüm noktalarında hep kendine bir yer ediniyor. Dik dağlardan deniz bakan, yeşili maviyle buluşturan şehir. Her medeniyetin dikkatini çekiyor ve cezbediyor. Nice işgal, kuşatma ve fetihlere şahit oluyor. Ortahisar surları katman katman işleniyor. Romalılar, Bizanslılar, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti. Yerel halkların bırakmış olduğu zenginliklerden bahsetmiyoruz bile. Limanıyla ünlenen şehir, İpek Yolu’nun da önemli bir parçası haline geliyor. Çin’den yola çıkan ipekler Trabzon’dan geçerek, gidiyor dünyanın farklı noktalarına.

Efsaneler, hikayeler, nice mimari eserler. Trabzon’da hayat buluyor. Günümüze ulaşanlar ise ihtişamı ve gizemleriyle, yerli-yabancı demeden tüm herkesi büyülüyor. Sümela, Ayasofya, Kuştul, Vazelon, Uzungöl, Ganita ve daha niceleri… Yaşanmışlıklar, adanmışlıklar, denize ve dağlara haykırılan sevdalar ve aşklar… Kadim sözcüğünün anlamı Trabzon ile vücut buluyor. Sahip çıkılması gereken o paha biçilemez hazine, üzerinde yaşadığımız şehir Trabzon.

Peki ya kıymet bilme? Ne kadar kıymetini biliyoruz, ne kadar değer veriyoruz? Sokaklarında yürürken, denize bakarken, Ayasofya’dan Meydan’a yolculuk ederken, ne kadar farkına varıyoruz? Yaşadığımız şehrin, yaşanmışlıkların bize armağan ettiklerinden hiç mutlu oluyor muyuz? Zağnos Vadisi’nden denize bakarken hiç düşündünüz mü, bundan yıllar önce burada yaşayanları. Vadideki evleri. Aşağı Hisar’ı, geçmişteki Orta Hisar’ı veya Yukarı Hisar’da yaşayanları. Ne konuştuklarını, yediklerini, içtiklerini, denize açılırken ne giydiklerini. Onlardan bize kalan onca kıymetli anıları, kayıtlara geçenleri ve geçmeyenleri. Aslında en büyük zenginliğimiz bu değil mi? Neden araştırmıyoruz. Neden bu kadim şehir bir açık hava müzesine çevirmiyoruz? İmkan mı yok, meram mı? Yoksa hala kıymetinin mi farkında değiliz? Bu kadim şehrin böylesine acınası ve vahim durumda olması hiç mi içinizi sızlatmıyor. Elimizden kayıp gidenlerin farkına varalım. Başka Trabzon’umuz yok. Buradan yetklili, yetkisiz herkese sesleniyoruz, imkan da, kıymet de ortada. Meramınız nerede? Artık bu şehre hak ettiğini verelim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Nurullah Orhan Cabri - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Anlık Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Anlık hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Anlık editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Anlık değil haberi geçen ajanstır.